Share this content on Facebook!

BÖBREKLERİMİZ NE İŞE YARAR ?:

Böbrekler sanıldığının aksine çok sayıda görevi ayanı anda yerine getirir. Bilindiği gibi yemek hazırlarken sebzeler ayıklanınca işe yaramayan ve atılması gereken bir miktar çöp birikir. Benzer şekilde, yediğimiz gıdalarda vücudumuzda kullanılaırken yararsız, mhatta zararlı meddeler kanımızda artar. Bu maddelerin bazılarının adlarını hepimiz mutlaka işitmişizdir. Hekiminizden sıkça duyduğunuz; • Üre • Kreatinin • Ürik asit Bu tür maddelerdir ve hepsinin dışarı atılması gereklidir. İşte bu maddeleri idrar ile vücudumuzdan uzaklaştırmak böbreklerin görevidir. PEKİ BÖBREKLERİMİZ İŞE YARAMAZ HALE GELİRSE NE OLUR ? Bu zararlı atıklar kanda birikir. Sonuçta, pek çok organımız normal görevlerini yapamaz hale gelir. Böbrek hastalıklarında görülen bulantı, kusma, uyku hali, ileri halsizlik ve nefes darlığı gibi şikayetlerin ortaya çıkmasında bu maddelerin büyük rolü vardır. Vücudumuzun yarıdan fazlasının değişik tuzları içeren, bir su deposu olduğunu biliyormuydunuz ? Çalışkan böbreklerimizin görevleri arasında vücudumuzun su ve tuz dengesi ile tansiyonun ayarlanmasıda vardır. Çok su içtiğimiz zaman yaptığınız idrar miktarının arttığını hepiniz fark etmişsinizdir. Ama çok tuzlu gıdaları ( turşu, zeytin) veya sofrada yediğinizden farklı tuzları bolca içeren meyveleri ( kuruüzüm, portakal, muz) yediğimiz zaman böbreklerimizin adeta bir bilgisayar gibi çalışarak vücuda bu fazla gelen tuzları dışarı attığını biliyormuydunuz ? Yediğimiz içtiğimiz tuz ve suları gerektiği kadar dışarı çıkaramayız. Vücudumuzdaki suyun fazlalığı bacaklarımızın ve göz kapaklarımızın şişmesi, aşırı miktarda kilo almamız ve tansiyonumuzun yükselmesi ile kendisini belli eder. Bu durum daha da ileri giderse akciğerlerimizde su birikir ve nefes darlığı ortaya çıkar. Değişik yapıdaki tuzların ( özellikle adını hekimden sıkça duyduğunuz potasyum ) vücutta aşırı birikmesi ile halsizliğe, felçlere, hatta kalbin durmasuna sebep olabilir. Bu marifetli organlarımızın ne kadar fazla görev yaptığını hiç tahmin edemezsiniz. Örneğin böbreklerimiz kan yapılmasını ayarlayan akıllı yöneticiler olduğundan herhalde haberiniz yoktur. Aslında kan kemik iliğimizde yapılmaktadır. Ancak bu organa ne kadar kan yapılacağı hakkındaki talimatı kim verir zannediyordunuz ? Tabii ki böbrekler ! Böbreklerimiz hasar gördüğünde kemik iliği gerekli emirleri alamayacağı için yeterli miktarda da kanı yapamaz hale gelecektir. Bu nedenle kansızlığın yol açtığı halsizlik, iştahsızlık, baş dönmesi, çabuk yorulma ve çarpıntı gibi yakınmalar böbrek hastalarında sıklıkla görülür. Bildiğiniz gibi kemiklerimiz vücudumuz ayakta tutan ve hareketlerimizi sağlayan temel direklerdir. Bu direklerin sağlamlığını ve gelişmesini böbreklerin yönettiğini biliyormuydunuz ? Kemiklere sert yapısını veren kalsiyum ve fosfor isimli maddeler gıdayla alındıktan sonra barsaktan emiliR ve kemiklere yerleştirilir. Bu işleri ayarlayan D vitaminini yapmak, fazla gelen kalsiyumu ve fosforu dışarı atmak hep akıllı böbreklerimizin görevidir. Böbrekler hasarlandığında vücudumuzda kalsiyum eksikliği ve bunun yanında fosfor fazlalığı başlar. Kemikler direncini yitirir, eğilir, bükülür, kolay ve çabuk kırılır. Çocuklarda kemik gelişimi iyi yapılmaz; böylece boy kısalığı ve gelişme geriliği görülür. Çalışkan böbreklerimizin başka görevleride vardır. Örneğin vücudumuzun kimyasal dengesini böbreklerimiz sağlar. Diğer pek çok organımız ancak bu uygun ortamda verimli ve rahat bir şekilde çalışabilir. Vücuda fazla gelen bazı hormonları kandan temizlemek, böylece bu hormonların yol açabileceği zararlı etkileri önlemekte böbreklerimizin görevleri arasındadır. Böbrekelrimiz işe yaramaz hale geldiğinde vücudumuzun kimyasal dengesi bozulur ve pek çok organımız ( örneğin kalp, akciğer, beyin ) faaliyetlerini dengeli bir şekilde yerine getiremez. Ayrıca bazı hormonların kanda aşırı birikmesine bağlı yan etkiler görülür. Böbreklerimiz aklınıza hiç gelmeyecek pek çok işi de kendine görev edinmiştir. İçtiğimiz ilaçlar yararlı etkilerini gösterdikten sonra geride kalan artıkları vücut için zararlı olabilir. Bu nedenle ilaç yan ürünlerinin dışarı atılması gerekir. Böbrekler bu ağır işte karaciğere yardım eder ve bu iki organımız zararlı artıkları el birliği ile dışarı atar. Böbrekler hasarlandığında ilaçlar ve zararlı artıkları vücudumuzda birikir. Sonuçta çok sayıda yan etki ve zehirlenme belirtileri ortaya çıkabilir. O nedenle böbrek hastalarının hekiminin bilgisi dışında rastgele ileç kullanmaması gereklidir. BU KADAR ÇOK GÖREVİ YÜKLENMİŞ OLAN BÖBREKLERİMİZ İFLAS EDERSE YAŞAMAMIZ HERHALDE MÜMKÜN OLMAZ DEĞİL Mİ ? Bilemediniz ! Modern tedavi yöntemleri ile bu görvlerin hepsini yerine getirmek mümkündür. Hemde bu konuda tek değil çok sayıda tedavi seçeneği vardır. Uygun yöntemler ile böbrekleri hiçbir şekilde çalışmayan hastalar bile çok rahat ve uzun süreler yaşayabilir. Türkiyedede bu tedavi yöntemlerini en iyi şekilde uygulanmaktadır. O nedenle böbrek hastalıklarına karşı bilinçli olunuz. Ancak kronik böbrek yetmezliğinden korkmayınız. Tüm dünyada ve ülkemizde kronik böbrek yetmezlikli hastalar yalnızla rahat uzun kaliteli bir yaşam sürmekle kalmaz, aynı zamanda işlerinide yaparlar ve topluma üretici olarak katkıda bulunurlar.

2011-09-28 10:06:57


Comments

There isn't any comment in this page yet!

Do you want to be the first commenter?


New Comment

Full Name:
E-Mail Address:
Your website (if exists):
Your Comment:
Security code:



Sponsor Links



Archive

2013 (16)
 November (3)
 October (3)
 August (3)
 April (3)
 March (3)
 January (1)
2012 (3)
 December (3)
2011 (69)
 October (1)
 September (61)
 August (7)



Search


SİVİ

İlk resimli sayfamız Direndim. Ne zaman ki benden bir listelenmiş hayat öyküsü istediler, ters döndüm. Ne saçma iştir o sivi dedikleri. Vermedim, direndim. Olmaz o zaman dediler. Siz bilirsiniz dedim. Kim bilir neler yitirdim, neler kazandım? Vermedim. Ne yazılır ki o mendebur evrağa? Kim yazar ki şunu yapamamış, şunu edememiş. Nedir yani? Sadece başarılar mı yazılmalıdır? Okulu bitirmek, şunu etmek, bunu geçmek başarı mıdır? Başarı konusu bambaşkadır hâlbuki? Neyse, uzatmayayım, bir gün direncim kırılmadı değil. İsveç kralı, ekselansları sivi istemişti benden bir seferinde, ben de şahsî postasına göndermiştim sivimi. Dedim ki bir takım takıntılarım var, ya sizin? Şimdi ise tam zamanıdır düşüncesindeyim, oturup bir sivi yazmanın. Buyurun, umuma hitaben, isteyen istediği yerde turşusunu kursun. Efendim, hepsi başarılarımdır, sonuçları da benimdir, beyan etmekteyim: Doktor oldum küçüktüm bir çok hayat kurtardım insanlara sorarsanız ben hiç kimseyim. Fırsat tanımadılar hoca değilim. Uçak kullandım, pilot değilim. Bilimsel makaleler yazdım, bilim adamı değilim. Gazetelere, dergilere köşe yazıları yazdım, gazeteci değilim. Doğayı, matematiği, fiziği öğrendim, kuram söyledim, filozof değilim. Doktora yaptım, iyi mi? Akademisyen değilim. Bütün bunları yıllara sığdırdım, bana sorarsanız, ihtiyar değilim. Durun bakın daha neler: Makineler yaptım, işlediler, mühendis değilim. Tekne seyirttim, kaptan değilim. İnşaat diktim, taşını bile kendim taşıdım, mimar değilim. Kamyon kullandım, nakliyeci değilim. Kurum yönettim, lider değilim. Müzik aleti çalarım üstünüze afiyet, müzisyen değilim. Heykeller yonttum, heykeltıraş değilim. Kitap yazdım, bilin bakalım: yazar değilim. Sualtında yüzlerce saat geçirdim, dalgıç değilim. Dizdiğim şiirlere ne demeli bilmem, ama belli ki şair hiç değilim. Ticaret yaptım, tüccar değilim. Okumadığım kitap kalmadı, entelektüel değilim. Oyunlar oynadım, tiyatrocu değilim. Eğitim verdim, bir dünya, öğretmen değilim. Dünyayı, yurdu gezdim karışla, kaşif değilim. Vaat ünledim ona buna, vallâhi siyasetçi değilim. Arkadaşlarım oldu, kimseye dost değilim. Bahçeler büyüttüm, bahçıvan değilim. Bir dünya, yazı kitap çevirdim, tercüman değilim. Yemin olsun, yangınlar söndürdüm, ormanda, kentte, itfaiyeci değilim. Sergi açtım, ressam da değilim. Radyoda programım vardı, spiker hiç değilim. Keyiflerim var şüphesiz, ama zevksizin tekiyim. Bitirmediğim okul kaldı mı bilmem, ne anlattılar, hiç bilemedim. Bunlar başarısızlık değil, tercihtir. Her sivinin iki yüzü vardır. Hep birinci yüzü yazarsınız. İkinci yüz saklanasıdır. İki çocuk babası dersiniz örneğin. Bakın söyleyeyim: Mükemmel bir eşim harika bir evliliğim ve çocuklarım oldu. Pırıl pırıl. Bu sefer denedim. Baba ve koca sanırım oldum. Sen insansın diyorlar. Haşa başka söyleyen olmadı, lâkin görüyorsunuz,iyi bir babalık dışında adam olmadım. Özgürlüğün bedeli budur azizim: Adam olamamak. Şimdi hanginizin cesareti var benimle çalışmaya?

0-224-2434314 NOLU TELEFONDAN RANDEVU ALIN.

0-224-2434314 DEN BANA ULAŞIN Hertürlü sorunuz ve danışmanlık için bana rahatça kişisel ulaşabilirsiniz. Forumların sonuna yorumlar kısmına kişisel yorumlarınızlarınızı veya her türlü sorularınızı yazabilirsiniz. Uzm.Dr. Mehmet Kürşad Keskin SAĞLIKLA KALIN....

.....

Ben seni yanlızlığımda sevdim, Sensizliğimde sesin unuttururdu yanlızlığımı, Yanlızlığım yüzünde kaybolurdu Ben aslında yanlızlığı hiç sevmedim, Yokluğuna hiç alışamadım bu garip yerlerde, Kokun burnumda sesin kulağımda yüzün gözümde, Ama yine yanlız sensiz kimsesiz bu yerlerde, Ben yanlızlığı seninle sevdim Ben yanlızlığı sensiz sizsiz hiç sevmedim Alışamadım yanlız buralara Ben yanlız seni sevdim...... ERZURUM 2010

BENİM HAKKIMDA

MEZUNİYET AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ, İÇ HASTALIKLARI UZMANLIK ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ MESLEKİ DENEYİM; 2001-2004 İZMİR BEHÇET UZ ÇOCUK HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ ÇOCUK CERRAHİSİ ASİSTANLIK, 2004-2009 ULUDAĞÜNİV. İÇ HASTALIKLARI ASİSTANLIK, 2009-2010 ERZURUM BÖLGE EĞİTİM ARAŞTIRMA KLİNİĞİ , 2010-2011 GEMLİK DEVLET HASTANESİ 2011DEN BUYANA ÖZEL MEDİCABİL HASTANESİNDE GÖREV YAPAKTAYIM

SİVİ

İlk resimli sayfamız Direndim. Ne zaman ki benden bir listelenmiş hayat öyküsü istediler, ters döndüm. Ne saçma iştir o sivi dedikleri. Vermedim, direndim. Olmaz o zaman dediler. Siz bilirsiniz dedim. Kim bilir neler yitirdim, neler kazandım? Vermedim. Ne yazılır ki o mendebur evrağa? Kim yazar ki şunu yapamamış, şunu edememiş. Nedir yani? Sadece başarılar mı yazılmalıdır? Okulu bitirmek, şunu etmek, bunu geçmek başarı mıdır? Başarı konusu bambaşkadır hâlbuki? Neyse, uzatmayayım, bir gün direncim kırılmadı değil. İsveç kralı, ekselansları sivi istemişti benden bir seferinde, ben de şahsî postasına göndermiştim sivimi. Dedim ki bir takım takıntılarım var, ya sizin? Şimdi ise tam zamanıdır düşüncesindeyim, oturup bir sivi yazmanın. Buyurun, umuma hitaben, isteyen istediği yerde turşusunu kursun. Efendim, hepsi başarılarımdır, sonuçları da benimdir, beyan etmekteyim: Doktor oldum küçüktüm bir çok hayat kurtardım insanlara sorarsanız ben hiç kimseyim. Fırsat tanımadılar hoca değilim. Uçak kullandım, pilot değilim. Bilimsel makaleler yazdım, bilim adamı değilim. Gazetelere, dergilere köşe yazıları yazdım, gazeteci değilim. Doğayı, matematiği, fiziği öğrendim, kuram söyledim, filozof değilim. Doktora yaptım, iyi mi? Akademisyen değilim. Bütün bunları yıllara sığdırdım, bana sorarsanız, ihtiyar değilim. Durun bakın daha neler: Makineler yaptım, işlediler, mühendis değilim. Tekne seyirttim, kaptan değilim. İnşaat diktim, taşını bile kendim taşıdım, mimar değilim. Kamyon kullandım, nakliyeci değilim. Kurum yönettim, lider değilim. Müzik aleti çalarım üstünüze afiyet, müzisyen değilim. Heykeller yonttum, heykeltıraş değilim. Kitap yazdım, bilin bakalım: yazar değilim. Sualtında yüzlerce saat geçirdim, dalgıç değilim. Dizdiğim şiirlere ne demeli bilmem, ama belli ki şair hiç değilim. Ticaret yaptım, tüccar değilim. Okumadığım kitap kalmadı, entelektüel değilim. Oyunlar oynadım, tiyatrocu değilim. Eğitim verdim, bir dünya, öğretmen değilim. Dünyayı, yurdu gezdim karışla, kaşif değilim. Vaat ünledim ona buna, vallâhi siyasetçi değilim. Arkadaşlarım oldu, kimseye dost değilim. Bahçeler büyüttüm, bahçıvan değilim. Bir dünya, yazı kitap çevirdim, tercüman değilim. Yemin olsun, yangınlar söndürdüm, ormanda, kentte, itfaiyeci değilim. Sergi açtım, ressam da değilim. Radyoda programım vardı, spiker hiç değilim. Keyiflerim var şüphesiz, ama zevksizin tekiyim. Bitirmediğim okul kaldı mı bilmem, ne anlattılar, hiç bilemedim. Bunlar başarısızlık değil, tercihtir. Her sivinin iki yüzü vardır. Hep birinci yüzü yazarsınız. İkinci yüz saklanasıdır. İki çocuk babası dersiniz örneğin. Bakın söyleyeyim: Mükemmel bir eşim harika bir evliliğim ve çocuklarım oldu. Pırıl pırıl. Bu sefer denedim. Baba ve koca sanırım oldum. Sen insansın diyorlar. Haşa başka söyleyen olmadı, lâkin görüyorsunuz,iyi bir babalık dışında adam olmadım. Özgürlüğün bedeli budur azizim: Adam olamamak. Şimdi hanginizin cesareti var benimle çalışmaya?

DUYURU PANOMUZ


KİŞİYE ÖZEL ZAYIFLAMA PROGRAMI VE KOÇLUK HİZMETİ BİREYSEL ZAYIFLAMA İÇİN GENETİK TEST VE SİZE ÖZGÜ DİYET VE SPOR PROGRAMI BİLGİ VE DANIŞMANLIK İÇİN : 0-224-2434314 UZM.DR. MEHMET KÜRŞAD KESKİN