Share this content on Facebook!

DAHİLİYE NEDİR ?

İç hastalıkları departmanı çocukluk çağını aşmış bireylerin iç organ sistemleri ile ilgili incelemeleri yapar. Bu sisteme ait organların fonksiyon bozukluklarıyla ilgili teşhis ve tedavi hizmetini verir. Bunun yanı sıra sağlık hizmeti verdiği her bireyi kendisini hastalıklarda koruması için alınması gereken önlemler konusunda bilinçlendirir ve yönlendirir. Genel dahiliye tıbbın tüm klinik branşlarına temel teşkil eden bir disiplindir. Sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların büyük çoğunluğunun problemleri iç hastalıklarının ilgi alanına girmektedir. Üst ve alt solunum yolu hastalıkları, hipertansiyon, mide-bağırsak sistemi hastalıkları, böbrek hastalıkları, tiroid hastalıkları, şeker hastalığı, romatizmal hastalıklar gibi çok geniş bir skalayı kapsar. İç Hastalıkları Bölümü Alt Birimleri 1. Acil Dahiliye 2. Romatoloji 3. Gastroenteroloji 4. Hematoloji 5. Nefroloji 6. Göğüs Hastalıkları 7. Endokrinoloji 8. Enfeksiyon 9. Dahili Yoğun Bakım 10. Check-up ve koruyucu hekimlik

28 Aug 2011

(0)



Şeker hastalığı (Diyabet ) Nedir ?

[object Object]Diyabet (Şeker Hastalığı) insülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği sonucu oluşan, ömür boyu süren bir hastalıktır. insülin, pankreas adını verdiğimiz organımızdan salgılanan bir hormondur. Kandaki glukozun (şekerin) yükselmesine neden olur. insülin olmadan, vücudumuz alınan gıdaları istenilen şekilde kullanamaz. Eğer insülin hormon u tamamen eksikse bu diyabete "Tip 1 diyabet (insüline bağımlı diyabet)" denir. Genellikle çocuk veya genç yaştaki hastalarda görülür.Eğer insülin hormonu var, ama miktarı azsa veya dokularda insüline karşı direnç varsa, bu diyabete de "Tip 2 diyabet (insüline bağımlı olmayan diyabet)" denir. Genellikle 35 yaşından sonra görülür. Tip 1 diyabetli hastalar yaşam boyu insülin kullanmak zorundadırlar. Tip 2 diyabetli hastalar ise diyet, egzersiz ve ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilebilir. Gerekirse hastalığın ilerleyen dönemlerinde insülin kullanabilirler.


28 Aug 2011

(0)



Neden Diyabet Oluşur ?

[object Object]• Pankreasta insülin yapan hücrelerin tahrip olması • Genetik faktörler • Dış etkenler Tip 1 diyabet, genetik olarak yatkın kişilerde vücudu virüslere ve bakterilere karşı koruyan doğal savunma sisteminin, pankreasta insülin yapan hücreleri tahrip etmeye başlaması ile oluşur. Buna neyin sebep olduğu henüz kesin olarak bilinmemektedir. Bazı dış etkenler (fiziksel, kimyasal nedenler) de diyabete neden olabilir. Günlük yaşamda gerekli aktiviteleri sürdürebilmemiz için vücudumuz "Glukoz" adı verilen bir tür şekere ihtiyaç duyar. Glukoz vücudumuza karbonhidratlı yiyeceklerle alınır ve sindirim sisteminde emilerek kana karışır. Kandaki glukozun enerji olarak kullanılabilmesi için hücre içine girmesi gerekir. Glukozu hücre içine ancak "Pankreas" adlı organımızdan salgılanan "insülin" sokar.Hücre içine giren glukoz enerji elde etmek için kullanılır. Diyabeti olmayan kişilerin vücudu yeteri kadar insülin salgıladığı için kan şekerini olması gereken seviyede tutar. Bunu nasıl yaptığını görelim: Kan şekeri yemeklerden sonra yükselir. Kan şekerinin yükselmesi ile insülin salgılanır. insülin anahtar görevi görerek hücrelerin kapılarını açar ve şekerin hücre içine girmesini sağlar. Böylece kan şekeri normal seviyelere (70- 100 mg/dı) döner.nsülin anahtar görevi görerek hücre kapılarını açıyordu. Ancak şimdi diyabetiniz olduğu için, hücrelerin kapılarını açan bu anahtarlardan yeterli miktarda yararlanamayacaksınız. Şeker, kas ve diğer hücrelerin içine enerji üretmek üzere giremeyince kendinizi yorgun hissedersiniz. Diğer taraftan şeker hücre içine giremediği için kanda şeker miktarınız yükselmeye başlar.

28 Aug 2011

(0)



Diyabet Hastasıysam ne yapmalıyım ?

[object Object]Kan şekerinizi kontrol altında tutmak için daha önce vücudunuzun otomatik olarak yaptıklarını şimdi sizin yapmanız gerekmektedir. Amaç kan şekerini olabildiğince normale yakın seviyede tutmak olduğuna göre, diyabet olmadan önceki insülin salınımını taklit etmeye yönelik en uygun tedavi yapılmalıdır.• Hergün insülin injeksiyonları yapmanız ya da doktorunuzun tavsiye ettiği diyabet ilaçlarını kullanmanız gerekmektedir. insülin injeksiyon sayını ve zamanlamasını ya da ilaç sayısı ve alım zamanını doktorunuz belirleyecektir. • Günde üç ana öğün ve üç ara öğün yiyerek beslenmeniz önemlidir. • Beslenme düzeninizi de diyabet tedavi ekibinizde yer alan diyetisyeniniz ayarlayacaktır.

29 Aug 2011

(0)



Guatr Nedir ?

[object Object]Halkımızda guvatr denildiğinde sanki tek bir hastalıkmış gibi bir algı mevcutur. Bu yanlış bir bilgidir. Guvatr sözcüğü şemsiyesi altında tiroid bezinin, sebep,tanı ve tedavisi son derecede farklı çok sayıda hastalığı yer almaktadır. Tiroid bezinin her türlü hastalığına guvatr denilmektedir. Bezin aşırı çalışması veya yetersiz çalışması veya büyümesi veya içinde nodül dediğimiz yuvarlak veya elipsod yapılanmaların oluşması gibi durumların her biri ayrı bir guvatr dır. Tiroid bezinin vücudunuzda görevleri; Tiroid bezi, boynun ön tarafında, gırtlağın hemen önünde yer alan bir iç salgı bezidir (endokrin gland). Büyüklüğü 18-20 gr kadardır. Bu da yaklaşık 5-6 kesme şekeri kadar bir büyüklüğe uymaktadır. Tiroid bezinin şekli kabaca bir kelebeğe benzemektedir. Sağ ve sol olmak üzere 2 lobu ve birde lobları bağlayan isthmus dediğimiz köprü bölümü vardır. Kelebeğin sağ kanadı gibi olan kısma sağ lop, sol kanada uyan kısma sol lop denilmektedir. Kıvamı çok yumuşaktır. O denli yumuşaktır ki normal muayene de kolay fark edilemez. Tiroid bezi tiroid hormonu salgılamaktadır. Tiroid hormonu vücudumuzda, büyüme, gelişme, enerji oluşumu ve enerji kullanımı, vücut ısısının sağlanması ve devamlılığı, her türlü metabolizmamız, diğer hormonlarımızın üst düzeyde etkileri ve enzimlerin normal işlevleri için olmazsa olmazlardandır . Büyüme ve gelişmede önemlidir. Tiroid eksikliğinde gelişme geriliği hatta cücelik görülebilmektedir. Enerji oluşumunda etkilidir. Tiroid hormon eksikliğinde hareketler yavaşlamış, kişinin enerjisi düşmüştür. Adeta yavaş çekim veya kış uykusunda gibidir. Vücut ısısnın oluşmasında önemlidir, ağır tiroid hormon yetmezliklerinde vücut ısısı düşmektedir. Soğuğa tahammül azalmaktadır. Metabolizmanın yeterince aktif olmasında önemlidir. Tiroid hormon eksikliğinde vücudumuzda her türlü yapım ve yıkım faaliyetleri yavaşlar. Örneğin kolesterol emilim ve vücutta yapımı azalır, ancak yıkımı çok daha azalacağından kanda kolesterol yükselir. Bu nedenle tiroid yetmezliklerinde kanda kolesterol yüksek bulunur. Tiroid hormon eksikliğinde diğer hormonlarımızın ve enzimlerimizin yeterince etlkili olamadıkları görülmektedir. Bunlara bağlı da çeşitli şikayet ve bulgular ortaya çıkacaktır. Tiroid bezi hastalıklarına genel olarak guvatr dediğimiz ifade etmiştiik. Guvatrlar, yani tiroid bezi hastalıkları, genelde başarıyla tedavi edilebilen hastalıklardandır. Kanseri bile iyi olan bir organımızdır. Gerçekten kanserlerinin kabaca % 5 dışında kalan tümünde tedavi başarılıdır. Kesin şifa olasıdır. Ancak bunda da çok geç kalmamak esastır. Esasta her türlü guvatrın tedavisinde geç kalmama prensibi esastır. Ülkemizde guvatrların tanısı ile ilgili her türlü modern tetkiki yapma olanağı bulunmaktadır. Doktorlarımız tarafından hastalık iyi tanınmakta ve bilinmektedir. Branşları olduğu için doğal olarak guvatrları çok iyi bilmek durumunda olan endokrinolog, yani hormon hastalıkları uzmanlarımızın sayısı Ülkemiz de giderek artmaktadır. Dahiliye uzmanlarımızın guvatrla ilgili teorik bilgileri ve deneyimleri de yeterli düzeydedir. Guvatr cerrahisi Ülkemizde oldukça başarılıdır. Guvatr cerrahisinde deneyim önemlidir. Endokrin cerrahiyle uğraşan, endokrin cerrahlarımız da giderek artmaktadır. Son söz olarak çeşitli tiroid hastalıklarını kapsayan guvatrların tedavisi mümkündür. Bu konuda Ülkemiz tıbbı başarılıdır. Ancak başarıda , yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, hastanın gecikmemesi ve guvatr tanısı konulmuş ise , doktorunun belirlediği zamanlarda düzenli kontrollarına gitmesi önemlidir.

29 Aug 2011

(0)



Şişmanlık Nedir ?

[object Object]Vücutta aşırı ölçüde yağ birikmesi olan şişmanlık ya da diğer adıyla obezite; eski çağlardan yakın zamanlara kadar bir güç, sağlık ve zenginlik simgesi iken, günümüzde tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Daha 30-40 yıl öncesine kadar güzel kadın olarak topluma sunulan modellere bakılacak olursa bunların günümüzde fazla kilolu sınıfına sokulacak kadınlar olduğu görülecektir. Hatta bu durum atasözlerimize bile etki etmiş ve bizden önceki kuşaklar “ bir dirhem et, bin ayıp örter!” demişlerdir. Günümüze geldiğimizde ise obezitenin; koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, inme, tip 2 diyabet, rahim, meme, prostat ve kalın bağırsak kanseri, osteoartrit (romatizma), varis, uyku-apne sendromu, doğum zorlukları, yumurtalık kisti ve depresyon gibi hastalıklar için çok önemli risk faktörü olduğu kesin olarak gösterilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü 1995 yılından 2000 yılına kadar olan sürede Dünyadaki obez kişi sayısının %50 artarak yaklaşık 300 milyona ulaştığını bildirmiştir. Obezite sıklığı Türkiye